Budist Myanmar devletinin resmi ordusu tarafından Arakanlı müslümanlara yapılan uygulamalar kaygu verici boyutlara ulaşıyor.

Merkezi Hollanda'da bulunan Avrupa Rohingya Konseyi Başkanı Khairul Amin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Arakan’da 9 Ekim’de sınır karakollarına düzenlenen saldırıların ardından bölgedeki son durumun çok vahim ve kötü olduğunu ifade ederek insanların bir yerlere kaçmaya çalıştığını belirtti.

Uluslararası topluma yardım çağrısı yapan Amin, "Lütfen bizi koruyun. Kendimizi savunabilmemiz için bizi destekleyin. Bu bizim uluslararası topluma, İslam dünyasına ve Türkiye'ye mesajımızdır." dedi.

Amin, bölgede evsiz kalan yaklaşık 30 bin kişinin gidecek yerlerinin olmadığına işaret ederek erkeklerin orman ve dağlara kaçtığını, yalnızca kadın ve çocukların evde kaldığını, bazı kişilerin pirinç tarlalarına ve nehirlere saklandığı veya Bangladeş sınırına kaçmaya çalıştığını belirtti.

"HER GÜN İNSANLAR AÇLIKTAN VEYA YARALARINDAN DOLAYI ÖLÜYOR"

Khairul Amin, "Myanmar'daki son durum hakkında kesin ve net bir resme sahip değiliz. Ancak kaynaklarımızdan aldığımız bilgiye göre, her gün insanlar açlıktan veya yaralarından dolayı ölüyor. Çünkü tedavi olacak veya ilaç alacak imkana sahip değiller." diye konuştu.

Çok sayıda ev ateşe verildi, köyler yok edildi

Amin, Arakan'da ekim ayından bu yana düzenlenen saldırılarda 2 bin 500 evin ateşe verildiğini, üç köyün tamamen yok edildiğini, 400 kişinin öldüğünü, cami ve medreselerin zarar gördüğünü kaydetti.

400 ARAKANLI KAYIKLARLA MYANMAR'A GÖNDERİLDİ

Amin, yaklaşık 400 Arakanlının Myanmar'a kayıklarla geri gönderildiğini ifade ederek "Ağlıyorlardı. Tüyler ürperticiydi. Bildiğim kadarıyla binden fazla Arakanlı geri gönderildi." dedi.

"KENDİMİZİ SAVUNABİLMEMİZ İÇİN BİZİ DESTEKLEYİN"

Uluslararası toplumun Myanmar devletinin ayrımcı politikalarını engelleme konusunda baskı yapmadığını, hukuk devleti vadeden Suu Çii'nin yönetime geldikten sonra hiçbir şey yapmadığını kaydeden Amin, şunları söyledi:

"Myanmar hükümeti Arakanlılara yönelik insan hakları ihlalleri yapmasaydı veya zalimce davranmasaydı hiç kimse silahlanmayacak veya bu şekilde saldırı gerçekleştirmeyecekti. Bu yüzden bazı gençler silaha sarıldılar. Bu gençler, annelerini ve kardeşlerini tecavüzden korumak için silahlandılar. Myanmar hükümeti onları 'terörist' olarak adlandırsa da onlar hiçbir sivili öldürmedi. Uluslararası topluma sesleniyorum. Lütfen bizi koruyun. Kendimizi savunabilmemiz için bizi destekleyin. Bu bizim uluslararası topluma, İslam dünyasına ve Türkiye'ye mesajımızdır."