15 Temmuz sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki birliklerinde yapılan kadro değişikleri ve hükümetin “kış döneminde de terörle mücadeleye devam” kararını almasıyla Ağustos - Eylül aylarında başlatılan operasyonlar kırsalda aralıksız sürüyor.

TSK’nın bölgedeki yeni komutanlarının terörle mücadelede daha aktif biçimde hareket etmeleri ile Hakkari Çukurca’da başlatılan operasyonlar, dağlara kar yağmasına karşın devam ediyor. Ağrı Dağı, Cudi ve Lice Dağları ve son olarak da Tunceli Ali Boğazı’nda devam eden operasyonlarda, ağır kış şartlarına karşın örgüt kadroları büyük kayıplar vermeye başladı.

Uzun yıllardır kış dönemini mümkün olduğunca korunaklı geçiren PKK’nın kırsal kadrolarına karşı yürütülen bu mücadelede elde edilen sonuçlar, PKK’yı kent merkezlerinde eylem gerçekleştirme zorunluluğuna itti.

Hendek ve barikat eylemlerinin başarısızlığı, ilan ettiği sözde öz yönetim sürecinde istediği etkiyi yaratamaması, PKK’nın kent eylemlerine yönelmesindeki diğer etken oldu.

Örgütün önemli isimlerinin kaybedildiği operasyonlara misilleme amacıyla örgüt yönetimi bu kez kent merkezlerinde bombalı saldırılar ve suikastler yapılması için şehir ve kırsal kadrolarına arka arkaya talimatlar gönderiyor.

Bu talimatların hedefinde; siyasiler, üst düzey devlet yöneticileri, yerel yöneticiler, valiler, kaymakamlar, belediye başkanları ve belediye başkanlıklarına atanan kayyumlar var.

İstihbarat birimleri, bu konuda sürekli bilgi elde ediyor.

TESCİLLİ ARAÇLAR

PKK’nın bombalı saldırı ve suikast eylemlerine yönelik araştırmalar, bazı yeni ipuçlarının ortaya çıkmasını sağladı.

Ekim ayından itibaren belediyeye kayyum atanan Derik Kaymakamı Muhammed Fatih Safitürk’ün şehit olmasıyla sonuçlanan saldırı, İstanbul Yenibosna’daki bombalı motosiklet eylemi, Ankara Gölbaşı’ndaki bombalı araç bulunan hücre evi, Diyarbakır Emniyeti’ne yönelik bombalı saldırı, yine Diyarbakır’da 3 gün arayla yaşanan iki ayrı sokak çatışması ve Adana’daki bombalı araç saldırısı, PKK’nın yeni bir eylem taktiğini uygulamaya koyduğunu gösteriyor.

Bombalı eylemlerde kullanılan araçlar, artık satın alınarak resmi trafik tescil kaydı yapılanlardan seçiliyor. Ankara’daki Merasim Sokak ve Kızılay’daki eylemlerde kullanılan araçların “ikiz plaka” olduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte polis ve jandanma birimlerinin ikiz plakalı araçlara yönelik başlattığı yoğun denetimler sonrasında, eylemciler artık galeriler ve kişilerden satın aldıkları araçları yasal biçimde trafik kaydına soktuktan sonra bomba yüklemesi yapmaya başladı.

Adana’daki son eylemde kullanılan araç, içinde 150 kiloluk RDX karışımlı bomba düzeneği bulunan araç, Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki hücre evinde patlatılan bomba yüklü araç, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne yönelik bombalı saldırıda kullanılan araçlar resmi trafik kaydı olan araçlar.

‘TEMİZ’ EYLEMCİLER

İstanbul’da 7 Ekim’de Yenibosna’da bomba düzeneği konulmuş bir motosikletin patlatılması olayıyla başlayan bu süreçte, PKK şimdiye kadar hiçbir şekilde güvenlik birimlerinin kayıtlarına girmemiş örgüt üyelerini kullanmaya başladı.

İstanbul eylemcileri, Ankara’daki hücre evindeki iki eylemci, Diyarbakır Emniyeti’ne canlı bomba eylemi yapan Kemal Hakkari kod adlı Emrah Dayan, yine Diyarbakır’da iki ayrı çatışmada öldürülen biri kadın iki eylemci, yaralı yakalanan kadın eylemci, Kaymakam Safitürk’ün şehit edildiği eylemi planlayanlar, Adana’da bomba yüklü aracı otoparka bırakan kadın eylemci ile ikinci araçta vurulan M.S.Y adlı erkek eylemci hakkında güvenlik birimlerinde hiçbir kayıt yok, sadece küçük bilgi kırıntıları mevcut.

AİLE GÖRÜNTÜSÜ

Ayrıca, bu eylemlerden bazılarında görev alan erkek ve kadın eylemciler, aynı zamanda “aile” profili içinde olmaya özen gösteriyor. Ankara’daki çiftlikteki erkek ve kadın PKK’lının çevreye bu görüntüyü verdiği belirlendi. Yine, İstanbul’dan kaçan motorsiklet eylemcileri, Aksaray kentinde bir aracın içinde yakalandıklarında yanlarında aile görünümü yaratmak için bir kadın bulunuyordu. Diyarbakır’da 19 Kasım’da çıkan çatışmada öldürülen erkek PKK’lının yanındaki kadın da aile görüntüsü veriyordu. Adana’da otoparka bombalı aracı bırakan PKK’lının kadın olması dikkat çekiyor.

Yine, 19 Kasım’da Diyarbakır’daki sokak çatışmasında yakalanan kadının pardesüyle birlikte başörtüsü takması, Adana’daki bombalı aracı kullanarak otoparka girip park eden PKK’lı kadının kamera görüntülerinde başörtülü olması, kadın eylemcilerin toplum içinde dikkat çekmemek amacıyla “başörtüsü” kullandıklarını ortaya koyuyor.

GLOCK’LAR BULUNDU

Ayrıca, bomba yüklü araçları hazırlayanların PKK’nın bomba eğitim kampında eğitim aldıkları değerlendiriliyor. İstanbul’daki motorsikletteki düzeneği hazırlayan, Ankara’da araca bombayı yerleştiren, Diyarbakır’da bombalı araçları satın alan ve halen firarda olan ve Adana’da bomba yüklü araçta bulunan eylemcinin “bombacı” oldukları yönünde bilgilere ulaşıldı.

Bu eylemlere katılan PKK’lıların bazılarının üzerinde hem el bombaları hem de Glock silahlar yakalanması, aynı anda silahlı saldırı yapılmasının planlandığını ortaya koyuyor. Aksaray’da yakalanan kadın üzerinde ve Diyarbakır’daki sokak çatışmasında öldürülen erkek PKK’lının üzerinde Glock silah bulundu. 22 Kasım günü Diyarbakır’daki çatışmada öldürülen kadın PKK’lının üzerinde, 3 gün önceki çatışmada öldürülen erkek PKK’lıya atfen “intikamını şiddetle alacağım” şeklinde el yazması not ele geçirildi.

Olaylar analiz edildiğinde, PKK’nın güvenlik güçlerinin takibinden kurtulmak için sürekli taktik değişikliğine başvurduğu görülüyor. Buna karşın, güvenlik güçleri de PKK’lıları yakalamak için farklı teknikleri kullanıyor. Adana Emniyeti, ikinci bombalı aracı bulmak için “şimdilik gizli kalması” gereken özel bir teknik kullandı. Bu sayede, içi tamamen bomba yüklü araç eylemde kullanılamadan yakalandı.

Kaynak: Milliyet