Beştepe'de gerçekleştirilen “30. Muhtarlar Toplantısı”nda muhtarları ağırlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Avrupa'ya “Biz Avrupa'da misafir değil ev sahibiyiz” mesajı verdi. Erdoğan, özetle şunları söyledi: Avrupa Birliği kendi değerleriyle çelişme, kendini var eden kriterleri inkar etme pahasına ülkemizi istediği kadar dışlamaya çalışsın Türkiye aynı zamanda bir Avrupa ülkesidir. 650 yılı aşkın süredir kesintisiz bir şekilde Avrupa'da devletimizle, kültürümüzle, medeniyetimizle varız, var olmaya devam edeceğiz.

MİSAFİR DEĞİL EV SAHİBİ

Avrupa genelinde 5 milyon vatandaşımız yaşıyor. Dolayısıyla bizi Avrupa'dan dışlamaya ne Avrupa Birliği kurumlarının ne de ırkçılık hastalığının pençesine düşme tehlikesiyle karşı karşıya olan Avrupa devletlerinin gücü yetmez. Biz Avrupa'da misafir değil ev sahibiyiz. Avrupa Birliği ve bazı Avrupa ülkeleriyle son dönemde yaşadığımız sıkıntılar, güncel siyasi çatışmalardır.

HEMEN YARIN ÜYE OLURUZ

Hedefimiz, kökü mazide olan atiyi kurmaktır. Mesele budur. Bunun için diğer tüm müktesebatımızla birlikte Avrupa'dan, Batı'dan da mümkün olan en üst düzeyde istifade etmenin yollarını tabii ki arayacağız. Bu çerçevede şayet Türkiye'ye karşı olan anlamsız husumetini, çifte standardını bir kenara bırakırsa hemen yarın AB'ye tam üye olmaya hazırız.

NE KADAR KÖFTE O KADAR EKMEK

AB söz verdiği ama kasıtlı olarak tutmadığı vize serbestisi, mülteciler için toplamda 6 milyar avro yardım, fasılların açılması gibi adımları attığında biz de elbette iyi niyetimizi göstereceğiz. Ama artık tek taraflı adım atma dönemi bitti. Hani biz de bir söz var ya 'ne kadar ekmek o kadar köfte.' Şimdi Avrupa'ya biz bunu söylüyoruz. Bize ne verirseniz, bizden o kadarını alırsınız. Çünkü bizim Avrupa'nın peşinden koşacak sabrımız ve takatimiz kalmadı.

ARTIK KENDİLERİ BİLİR

Üzerimizde yarım asırdır süren oyalamacanın yorgunluğu var, çok oyalandık, 53 yıl... Kendi değerleriyle, ilkeleriyle çelişme pahasına Türkiye'ye tavır alan bir kurumun kimseye güven vermesi mümkün değildir. Onun için AB meselesinde kararı üye ülkelere ve birlik kurumlarına bırakıyoruz. Şayet Avrupa, kendi üzerine düşenleri yaparsa, biz bugüne kadar verdiğimiz her sözün arkasında dururuz. Aksi takdirde kendileri bilir. Batı'yla ilişkilerimizi Doğu'ya, Doğu ile olan ilişkilerimizi Batı'ya alternatif görmüyoruz.

YAPTIĞINIZ YARDIM-YATAKLIK

15 Temmuz'daki ihanetin başını çeken örgütün (FETÖ) üst düzey yöneticilerinin çoğu yurt dışına kaçtı. Bu kişilerin sığındıkları ülkelere ve oralarda gördükleri hüsn-i kabule baktığımızda, asıl niyetin ne olduğunu çok daha iyi anlıyoruz. Bu insanları, eğer bu ülkeler bağırlarına basıyorlarsa kusura bakmasınlar, hepsi de suç ortağıdır. 'Verin' diyeceğiz, vermeyeceksiniz. Bu ne demektir? Hukukta buna yardım yataklık denir. Bunlara, bu ülkeler yardım yataklık ediyor. “Maalesef 'müttefik' dediğimiz, pek çok platformda birlikte çalıştığımız ülkeler tercihlerini Türkiye'den ve meşru yönetiminden değil, terör örgütünden yana kullanıyor.

AB ÜZERİNE DÜŞENİ YAPSIN

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Almanya Başbakanı Angela Merkel, telefonda görüştü. Görüşmede, bölgesel konulara ve ikili ilişkilere değinildi. Kıbrıs müzakerelerindeki gidişat hakkında fikir alışverişinde bulunulan görüşmede, başta Halep'teki insani durum olmak üzere Suriye'deki son gelişmeler ele alındı. İki lider, Halep'e insani yardımların ulaştırılmasına yönelik çabaların hızlandırılması gerektiğine dikkati çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mülteciler konusunda Avrupa Birliği'nin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğine işaret etti. Erdoğan-Merkel görüşmesinde, terörle mücadele meselesi de gündeme geldi. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak Almanya'dan, başta PKK ve FETÖ olmak üzere terör örgütlerinin faaliyetlerinin ve mali kaynaklarının engellenmesi konusunda daha aktif bir mücadele beklediklerini vurguladı.

FIRAT KALKANI'NIN HEDEFİ TERÖRDÜR

Irak ve Suriye'de yaşanan gelişmeleri değerlendiren Erdoğan, “Türkiye, bölgedeki operasyonlarıyla Irak'ın ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü ihlal etmek değil, tam tersine sınırlarını terör örgütlerinden temizlemek amacı güdüyor” dedi. Fırat Kalkanı Harekatı'nın hedefinin de herhangi bir ülke veya kişi değil, sadece terör örgütleri olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Defalarca dile getirdiğimiz bu hususta hiç kimsenin şüphesi olmasın, söylediklerimizi de kimse başka bir şekilde yorumlamasın, başka yere çekmesin. Türkiye, tek başına da kalsa terör örgütleriyle mücadelesini sürdürecektir. Bu mücadelede Batı ülkelerinden destek görmek bir yana tam tersine çok ciddi engellerle, engellemelerle karşılaşıyoruz” diye konuştu.

KENDİNİZİ TEST EDİN

Avrupa'daki birtakım şirketlerin Türkiye'ye askeri malzeme satmayacaklarını açıkladığını belirten Erdoğan, “'Kötü komşu, insanı hacet sahibi yapar' derler. Bunlar zavallı ya. Siz, bizim Çanakkale destanını okudunuz mu? Artık Haçlı zihniyetleri tarih oldu. Böyle bir geri dönüş mü yapmak istiyorsunuz? Eğer böyle bir teşebbüsün içerisindeyseniz bu çok yanlış bir şey. Bir NATO ülkesine karşı 'Biz böyle bir adımı nasıl atarız' diye kendinize bunu bir sorun. Ve yanlış yoldasınız, kendinizi bir defa ciddi olarak test edip, doğru yola gelin. Biz bütün bu tehditleri bir kenara koyuyoruz ve ciddi bir şekilde de yolumuza devam ediyoruz. Elbette hala kat etmemiz gereken mesafe var. Bu konuda da şunu söyleyeyim: kararlıyız, mesafe alıyoruz ve mesafe alacağız” dedi.

DÖVİZLE BİZİ DİZE GETİREMEZSİNİZ

Erdoğan, “Terör örgütlerinin ağababaları baktılar ki bu iş silahla, bombayla, tankla uçakla olmuyor bu defa bel altından vurmaya başladılar. Son günlerde ekonomimizin maruz kaldığı saldırıları bu şekilde değerlendirmek gerekiyor. Bu spekülasyonların arkasındaki güçlere diyorum ki 'Sizin eli kanlı katillerinize pabuç bırakmayan bu milleti, bir dolara satın aldığınız piyonlarınızla karıştırmayın. Dövizi silah gibi kullanarak Türkiye'yi dize getireceğinizi sanıyorsanız, aldanıyorsunuz” dedi. İki günde 100 milyarın üzerinde taksitlendirme yapıldığını belirten Erdoğan, “Böyle bir neticenin alınması bunların sevincini kursağında bıraktı. Kamu sözleşmelerinde dövizden Türk lirasına geçiş bunun ilk adımıdır. Faizsiz finans sistemi gibi alternatif yöntemleri daha etkin kullanarak kendimize küresel düzeyde yeni bir alan açabileceğimize inanıyorum” diye konuştu.