Plebisit belirli bir dönem iktidarı elinde bulunduranların hazırladıkları anayasa taslağını bir tartışma ortamı yaratmaksızın blok halinde evet ya da hayır olarak sonuçlanabilecek bir halk oylamasına sunmalarıdır. Kabul edildiği üzere, referandumda bir değişiklik; plebisitte ise, bir adam ya da iktidar söz konusudur. Birincisinde bir metin oylanır; ikincisinde ise, bir isim.

Referandumla plebisit arasındaki diğer fark ise demokratiklik bakımından ortaya çıkmaktadır. Referandum doğru kullanıldığı zaman demokratik bir usuldür: halk etkendir, öznedir; karar alma sürecinin başına, ortasına ve sonuna katılır. Plebisit ise, anti-demokratik bir usuldür: halk edilgendir, nesnedir; karar alma sürecinin sadece sonuna katılır.

Referandumun yapılmasını isteyen halkın kendisi (halk teşebbüsü) ya da halkın seçtiği temsilcilerdir. Oylanan şey ise, halkın temsilcilerinin birlikte hazırladığı bir metindir. Oysa, plebisite başvuranlar, kişisel iktidar sahipleri ya da fiili yönetimlerdir. Oylanan şey ise, halkın katılımı olmadan hazırlanan metinler, fiili yönetimlerin oldu-bittileri, karar ve eylemleridir.

Bu noktada da plebisit, dorudan temsilin halka yönelik uygulaması olan referanduma göre, adaletin değil ideolojik gladyatörlerin oylanması manasına gelir. Burada amaç kanunların yürürlüğe girmesiyle sağlanacak demokratik ortam değil, neredeyse ön-seçim manasına gelebilecek bir tür güven oylamasıdır.

Biraz daha konunun detayına girmek gerekirse,

Plebisit; Latince "plebiscitum"'dan gelir. Plebiscitum da, Roma'daki hakim sınıf olan Patricilerin yanında onlarla aynı haklara sahip olmayan ancak köle de olmayan özgür vatandaşlar olan Pleb'lerin oy hakları ile ilgili bir terimdir.

Referandum ise Latincede geri getirmek anlamına gelen "Refero" kelimesinden gelir ve daha genel bir konuyu, ülkenin bütününü etkileyecek şekilde halk oylamasına sunmaktır. Yasal olarak referandum yasama faaliyeti kapsamındadır, kanunlar üzerinde kesin belirleyiciliği vardır ve bütün bir kurumsal düzeni değiştirme gücüne naildir. Referandum'un en bilinen örnekleri ise ülkemiz ve dünya tarihinde pek çok kez görülen yeni hazırlanan anayasaların veya anayasa değişikliklerinin halk oyuna sunulması süreçleridir.

REFERANDUM'UN TARİHÇESİ

Bazı antik toplumlarda vatandaşlık hakkına sahip bir kısım halk, gerçek bir hükümet ve yasama organı gibi toplanırdı. Bugün ise bazı İsviçre kantonlarında ve bir kısım Amerikan kominlerinde, yılda bir defa toplanan halk genel kurulunun görevi, sadece yöneticileri denetlemek ve tekliflerini bildirmektir.

Doğrudan demokrasinin fiilen uygulanmasındaki güçlük sebebiyle temsili demokrasi sistemine gidilmiştir. Bu sistemin de mahzurlarını gidermek ve doğrudan demokrasi sistemine yaklaşmak için, yarı doğrudan demokrasi sistemine gidilmiştir. Referandum bunlardan birisidir. Yarı doğrudan demokrasi denilen, halkın yönetime katılmasının bu şeklinde ise; seçmenlerin görevi, sadece temsilciler seçmek değildir. Seçmenler, gerek anayasa yapma ve gerekse yasama yetkisine oylarıyla katılırlar.

Hazırlanmakta olan bir kanunun kabulüne veya bir kanun teklifine halkın katılması iki şekilde olur:

* Yetkili makamın bir kanun tasarısı veya teklifinin esaslı kısımları hakkında halk oyuna başvurmak.

* Yasama organı (parlamento)nun hazırladığı kanun hakkında halkın reyine müracaat etmek.

Meclisin hazırlamış olduğu kanun, yürürlüğe girmeden önce halka sunulur. Seçmenler, hazırladıkları bir dilekçe ile kanunun karşısında yeterli sayıda imza toplayabilirse, kanunun tasdiki veya yürürlükten kaldırılması hususunda halkın reyine başvurulur. Karşı oylar yetersiz kalırsa kanun, referandumla tasdiklenmiş sayılır. Karşı oylar fazla gelirse, kanun yürürlükten kalkmış olur. 1789 Fransız ihtilali sonucu Fransa'da uygulanan bu sistem, bugün bazı Amerikan eyalet anayasalarında yer alır. Buna halkın tasdiki veya halk vetosu denir. Bazen de, Alman Weimar Anayasasında olduğu gibi; devlet başkanı dilerse, herhangi bir kanunu tasdik etmeden önce, bir defa da halkın oyuna gerek duyabilir.

Anayasaların, yeni hazırlanmalarından sonra veya önemli değişikliklerde referandumla halkın oyuna başvurulur. Türkiye'de, Fransa'da ve İsviçre'de yeni anayasaların kabulü bu şekilde olmuştur. Buna Anayasa Referandumu denir.

Kanunların halkın referandumuna sunulması usulü ABD ve İsviçre'de temel bir prensip olarak kabul edilmiştir. Bugüne kadar referanduma sunulmuş dünya anayasaları içinde sadece 1946 Fransız Anayasası halk tarafından birinci oylamada reddedilmiştir. Bu anayasa ikinci referandumda kabul edilmiştir.

TÜRKİYE'DE REFERANDUM TARİHÇESİ

* 1961 Türkiye anayasa referandumu

* 1982 Türkiye anayasa referandumu

* 1987 Türkiye anayasa değişikliği referandumu

* 1988 Türkiye anayasa değişikliği referandumu

* 2007 Türkiye anayasa değişikliği referandumu

* 2010 Türkiye anayasa değişikliği referandumu

* 2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumu