Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde milyonlara seslendi...

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle;

Tam bir yıl önce bugün, bu saatlerde ülkemizin pekçok yeriyle birlikte burada, bir ihanet girişimi başlamıştı.

Tanklarıyla, zırhlı araçlarıyla buraya gelen darbecilerin köprüyü kapatmasıyla, bir süredir anlam verilemeyen hareketlenmenin sebebi ve hedefi artık anlaşıldı. Köprüyü kapatan darbeciler kendilerince "artık kontrol bizim elimizde" mesajı vermek istiyorlardı.

O esnada ben, Enerji Bakanımız, eşim, kızım, torunlarım Dalaman'dan bu tarafa doğru hareket etmiştik.

Milletimiz kullanılan yönteme ve üsluba bakarak, anında bu darbe girişiminin arkasında FETÖ ihanet çetesinin olduğunu tespit etmiş ve hemen harekete geçmiştir.

TAM BURADA 36 VATANDAŞIMIZ ŞEHİT OLDU

Televizyon ekranlarından yaptığımız çağrıyla milyonlarca vatandaşımız meydanları, havalimanlarını doldurmuştur.

İstanbul'da en çok kanın döküldüğü yer işte burasıdır. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'dür. Tankların önünde, burada tam 36 vatandaşımız şehit oldu. Saraçhane'de 20'ye yakın şehidimiz var. Çengelköy'de, AHL'de, Esenler'de, Türk Telekom'da onlarca şehit verdik.

En öldürücü silahlar vatandaşlarımıza karşı acımasızca kullanıldı. En küçük bir tereddüt göstermediler. Peki, onların karşısına dikilen vatandaşlarımızın elinde ne vardı? Ellerinde silah mı vardı? Bugün olduğu gibi bayrağı vardı. Belki çok daha etkili bir silah vardı. O silah da imanıydı, imanı! Tekbirle tankın üzerine giden bir milleti kim esir edebilir?

ŞU KÖPRÜNÜN DİLİ OLSA DA...

Hemen 3-4 metre ilerisine düşen kurşunlara aldırış etmeden yürüyen ve "geri dön öleceksin" diyenlere, şu cevaba bakın, "bugün ölmeyeceğiz de ne zaman öleceğiz" diyen bir millete kim zincir vurabilir. Ah, şu köprünün dili olsa da, o geceki kahramanlıkları bir anlatsa...

'BİZ MİLLETİZ ONLAR İLLET'

15 Temmuz'da darbecilerin saldırısında 250 şehit verdik. Karşılığında Türkiye'nin istikbali kurtarıldı.

Ödediğimiz bedel ağır. Anaların, babaların, eşlerin, kardeşlerin, evlatların göz yaşlarına, yürek yangınlarına değer biçmek asla mümkün değildir ama bu fedakarlıkların karşılığında elde ettiğimiz istiklalimize ve istikbalimize de değer biçemeyiz.

O gece yaralansa da eğilmeyen tüm başlara şükranlarımı sunuyorum. Milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Özgürlüğüne, ecdadına, bayrağına, geleceğine, vatanına sahip çıkan milletimin tüm fertlerine teşekkür ediyorum.

Biz milletiz. Onlar illet! Farkımız bu.

FETÖ'nün sadece FETÖ olmadığını, PKK'nın sadece PKK olmadığını, DEAŞ'ın sadece DEAŞ olmadığını, bu terör örgütlerinin sadece görünen yüzlerinden ibaret olmadıklarını çok iyi biliyoruz. Onların arkasındakileri çok iyi biliyoruz.

Önce o hainlerin kafasını koparacağız. Meclis idam kararı verir, bana gelirse, ben onaylarım. Herkes şunu bilsin, Türkiye göründüğünden ibaret değildir.

"ŞUNU BİLSİNLER: TÜRKİYE GÖRÜNDÜĞÜNDEN İBARET DEĞİLDİR"

Karşımızdaki örgütler gördüğümüz yapılarından ibaret olmayabilir. Ancak şunu da bilsinler; Türkiye de göründüğünden ibaret değildir. Bizim arkamızda da binlerce yıllık devlet geleneğimiz var. Bunu da böyle bilmeleri lazım. Cumhurbaşkanlığı forsumuzdaki her bir yıldız, işte bu geleneğin sembolüdür. Bizim arkamızda bin 400 yıllık bir medeniyet birikimi var.

"ÇIKMIŞ 'KONTROLLÜ DARBE' DİYOR, BU TERBİYESİZLİKTİR"

Hala "kontrollü darbe" diyorlar. Hale bak. Milletin şanlı direnişine kara çalmaya çalışıyorlar. Bu terbiyesizliktir, bu ahlaksızlıktır be.

Doğru, İstanbul Atatürk Havalimanı'na iniyor o gece. Benim onbinlerce vatandaşım orada. Tanklar orada. Önce geliyor tanklarla konuşuyor. Konuşmanın ardından tanklar çekiliyor. Sonra bu Kılıçdaroğlu denen zat, oradan çıkıp Bakırköy'e gidiyor.

"BİLSEYDİK DAVET ETMEZDİK"

Biz Yenikapı toplantısına bu Kılıçdaroğlu'nu da davet ettik. Bilseydik etmezdik.

İnsan utanır, bu, 250 şehidimize saygısızlıktır, hakarettir. Bu millete saygısızlıktır, hakarettir. Bunu nasıl söylüyorsun?

"BU MÜCADELE ÖDLEKLERİN MÜCADELESİ DEĞİLDİR"

Bu millet senin gibi, ürkek, korkak değil. Bu millette yürek var yürek. O yürek sende yok.

Bu mücadele ödleklerin mücadelesi değildir, vandalların mücadelesi değildir.