Murat Bardakçı'nın köşe yazısındaki ilgili kısım:

Etrafta bir korku, bir endişe, bir telâştır gidiyor. Neymiş efendim, dolar yükselmiş, Amerika ile aramızın bozulması üzerine daha da artabilirmiş!

Dolar sanki memleketin resmî parası; bakkaldan ekmek, kasaptan kıyma, manavdan limon alırken “Borcum kaç dolar?” diye soruyormuşuz gibi...

Bazı kişilerin unutmuş oldukları bir hususu hatırlatayım: “Lira” denen bir para birimi vardır, Türkiye’de bu para kullanılır, ismine “Türk Lirası” denir ve kısaltılmış şekli de “TL” diye geçer...

İktisat’taki öğrencilik senelerimde, isimleri şimdi klâsikleşmiş olan hocalarımızın unutmamamız için sık sık tekrar ettikleri bir kuralı iyice bellemiştik: “Dövizin artışı fiyatları, özellikle de ithal malların fiyatlarını yükseltir ama asıl etkisi psikolojiktir. Halk ‘Döviz yükseliyor, perişan oluruz’ endişesine bir kapıldı mı bozulan moralleri yerine getirmek zordur, toplumun endişesi katlanarak devam eder, gider” derlerdi.

Özal’lı senelerden itibaren artık hemen her gün, hattâ her an bu endişe ile yaşıyoruz! Dolar nâdiren de olsa az biraz düştüğü takdirde sanki meydan muharebesi kazanmış gibiyiz, ortalıkta bir bayram havasıdır gidiyor ama yükseldiği takdirde eyvah da eyvah, kıyamet alâmeti, felâket...

MURAT BARDAKÇI'NIN KÖŞE YAZSININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...